Kadın Olmak

ÖZGÜR İRADE !!!????

KADIN DOĞULMAZ, OLUNUR??

Bu söz Simone de Beauvoir'in meşhur bir sözü, benim değil, keşke benim olsaydı.

İlk okuduğumda başlangıçta birinin bu kadar güzel bir sözü söylemiş olmasını biraz kıskandım ama kısa bir süre sonra içimi bir sevinç kapladı.

Yıllardır etrafında döndüğüm dolaştığım konuyu netçe açıklayacak bir söz bulduğum için mutlu oldum. Demek ki herkes olayın farkındaydı, dişi olmak kadın olmak demek değildi. Nasıl ki penisle doğmak erkek olmaya yetmiyorsa, vajenle doğmakta sadece dişilik, doğurganlık sağlıyor, kadın olmaya yetmiyor gerçeği ortadaydı.

Peki nasıl kadın olunur? İnsan dişisinin kadın olmaya şansı , gücü varmıydı ? İmkan verilmişte onlar mı olamamıştı?Yoksa bizler erkekler mi bunu engelliyorduk? Veya aslında döngünün başında kadınlar kendilerinin olduklarının farkında olmadan kendi kendilerini mi ezip, kadınlıklarını yok etmeye çalışıyorlar, yalnızca dişi, doğuran insan olmaya mı çalışıyorlardı?

Ya da biz onların bunun farkına varmaması için mi devamlı çalışıp aslında tek üstünlük olan adele gücünü mü zeka, beceri, yetenek ve akıl olarak gösterip onlara kendilerini yeteneksiz ve sadece vajina olarak mı hissetmelerini mi sağlıyorduk?Ya da gücü olan gücünü göstermeye ihtiyaç duymaz gerçeği ile onlar bunun farkında ama biz erkekler değil miydik. Güç ve kontrol gösterme, bastırma çabalarımıza içlerinden gülüp sadece kabul ediyormuş gibimi gösteriyorlardı? Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurtamı tavuktan çıkar gibi bir felsefi karmaşa mı?

Bu gün cinsel problemlerde tedavi veya kadın-doğumla ilgili bir şeyler yazmayı planlarken bu yazıyı yazmayı istedim.

Geçen ay içinde Discovery kanalında Afganistan?la ilgili bir belgeselde yönetiminin kadınların bütün haklarını elinden aldığını, yanında erkek olmadan sokağa çıkamadıklarını, ülkedeki bütün kız okullarının kapatıldığını anlatıyordu.Bunları zaten duymuş, okumuş ve biliyorduk.Ve Taliban?ın yönetiminde olmayan başkentte sadece bir kız okulunun bulunduğunu , tüm ülkeden 3000 e yakın kızın okumak için bu okula geldiği gösteriliyordu.Okul terk edilmiş virane bir gibi yapıydı, yerler toprak,sıra yok, ayaklar çıplak.

Okul müdiresi hanım ise röportajda içinde bulundukları durumun kötülüğü, kadın haklarının yokluğundan bahsediyor, bu sistemin değiştirilmesi için dünyaya çağrıda bulunuyordu.

O an içimde bir sıkıntı oluştu.Ne orada nede başka yerlerde KADIN Kadının gücünü bilmiyordu.Görmüyor, göremiyorlardı.Kendi kendilerini yok etmeye ezmeye çalışıyorlardı.

 

Tüm dünyada kendilerine ve varlıklarına ihanet eden bir kadın nesli oluşmuştu, oluşturulmuştu.Biz erkeklerde onları ezip kontrol altına alıp kendimize ve neslimize ihanet edip sağlıksız ve mutsuz insanlar-kadınlar,erkekler,çocuklar yetiştiriyorduk. Ruhsal sıkıntılar ve bunların sonucunda sağlıksız, düzensiz vede güvensiz bir yaşam tarzı ve bunlarında sonucunda aslında çok güçlü olan insan bedenini yıpratıp sağlıksız ,hastalığa zayıf ve yatkın insanlar geliştiriyoruz. Bedensel ve ruhsal hastalıklarda nesillerden nesillere taşınıyor, gittikçe yanlışlar batağına giriyor, ruhsal sıkıntılarımızı yanlış şeylerle doyurmaya çalışırken içinde bulunduğumuz batağa daha fazla battığımızı görmüyoruz.

İNSANIN İNSANDAN BAŞKA BİR DÜŞMANI YOKTUR.

Dünyaya baktığımızda kendi nesline bu kadar zarar veren başka bir canlı türü yoktur.Allah her şeyi mükemmel bir düzen içinde yaratmış, bu mükemmelliğin içinde bize yaşam hakkı ve seçim şansı vermiş.ÖZGÜR İRADE!!

Kadınların hayatlarında erkekler, erkeklerin hayatlarında ise kadınlar; anne, baba, kardeş, eş, çocuk, iş arkadaşı binlerce farklı konumda yer alır.İç içeyiz.

Belki erkek olarak annem, iş arkadaşlarım,ve özel yaşantımın dışında bir kadın doğum doktoru olarak, kadın ve erkekte cinsel problemlerle ilgilenen bir psikolog-terapist olarak biraz daha farklı ve daha çok iletişimim var.

Buda özellikle mesleki alanımda her günümün çok sayıda ve farklı insanla ve kadınla tanışmama olanak sağlıyor.Onların çok çok özel, gizli ve bazen eşlerine, annelerine veya arkadaşlarına açamadıkları mahrem konuları ,hatta bazen kendilerine bile söyleyemedikleri bazı konuları benimle paylaşmalarına olanak sağlıyor. İşimi seviyorum, gurur duyuyorum ama bu bazen anlatılanların gelen problemlerin kişide yaratığı sıkıntı ve olumsuz koşulları hissetmememi engellemiyor.Üzülüyorum, hayat kızıyorum,çözüyoruz seviniyorum,çözümü göremiyorlar daralıyorum.

Hep düşünüyorum, hep düşünüyorum.

Varlığından utanmak, kadınlığından utanmak, kendini pis, erkeklerin kontrolünde hissetmek, onların yönetiminde görmek veya öyle olmak gereklimi?

Neden bir erkek penisinin varlığı ile övünürken, ona ayrı bir kimlik yükler hatta bizimkisi,kocaoğlan vs isimler takarken kadın vajinasından ve doğurganlığa giden olaylardan,süreçten ,kadınsal kimliğinden sıkıntı duyar?

Bu demek değilki ahlakı,dini bir yana bırakalım.Kimi sıkılıp utanıp dişi kimliğini gizleyip,kara çarşaflar örtünüp,kapanırken, kimi neredeyse yarı çıplak gezip,dişiliğini pervasızca sergileyip bu şekilde yaşayıp bu şekilde var olmaya çalışıyor.

KADIN GÜCÜNÜN FARKINDA DEĞİL.

Uzun süredir psikoterapi yapıyorum.Benim ilgilendiğim vakalar genelde cinsel sorunlar, ama bunların çok çok az bir kısmı yanlış bilgi ve alışkanlıklardan kaynaklansa da büyük bir kısmı yetiştirilirken öğrendiklerimiz,aldıklarımızdan, kalıplarımızdan oluşuyor.Aslında yanlış bilgi ve yanlış alışkanlıkları da değiştirip değiştirmemeyi, doğrusunu öğrenip öğrenmemeyi de bize sağlatan bu kalıp ve şemalar.Doğar,büyür ve ölürüz.Bu süreci bir hamurun şekillendirilmesi ve malzemeleri olarakta alabiliriz.Peki her şey bilgilere ve kalıplara göre ise yeni şeyleri görmemiz ve algılamamızda bu şemalara göre olacak yani?

İşte insanın yaratılırkenki mükemmelliği buradan geliyor, burada özgür irade var.Her şey benim seçimim mi? Yazıya kadın olmak la başlamıştık buralara mı geldik? Buralar aslında oraların ta kendisi çünkü süreç kadınla başlıyor, kadınla bitiyor.

İnsanı bir bilgisayara benzetebiliriz, bilgisayar sistemide insan düşünce sistematiği örnek alınarak düzenlendi. Bilgisayardan farkımız duyguların ve fiziksel koşulların bizi etkilemesi.Bilgisarlarda sıcak,rutubet,çarpma gibi fiziksel koşullardan etkileniyor bizse daha çok ve daha fazla bunların etkisi altındayız.

 

Pc nize -Harddisk?e hangi işletim sistemini yüklerseniz,hangi programlar yüklerseniz ona göre çalışır, ilave ettiğiniz programlar ve cihazlar ana yapı ile uyumlu ise düzgün çalışır, uyumsuzsa çalışmaz, bazen bozuk çalışır, bazende bilgisayarın kitlenmesine veya bozulmasına yol açar.Hatta bu sistemi genişletirsek işletim sisteminden başka pc nizin modeli,ekran kartı ,ses kartı,geçici bellek dediğimiz mevcut işlemi yapabilme kapasitesi ,soğutması vs yüzlerce faktör uyum ve ihtiyaca cevap verecek şekilde olmalıdır.

 

 

Doğduğunda bebeği modeli belirli bir boş bir hard diske benzetebilirsiniz.Bu hard disk doldurulur, peki kim doldurur.Herkes,her şey; anne, baba, kardeşler, akrabalar, okul, kanun, din, tv çevremizde ne varsa.Sistemle yakından ilgilenen ,her şeyin ana ve alt yapısını oluşturan esas bir bilgisayar operatörü ardır ki buda ANNE dir.

 

Sonuçta tavuk-yumurta gibi değiliz.Bugün kendimize ve nesillerimize yaşattıklarımız kendi kendimize yaptıklarımızdır.

 

Burada terapilerde gelen klasik soruya sadece cevabını yazarak sizi yönlendirirsem soruyu da sormaya ihtiyaç kalmayacak.

 

 

 

BAŞARI; kim ve ne olarak doğduysanız sizin gerçeğiniz olan mevcut halde sağlıklı ve mutlu yaşamaktır.Bunu başarılı yönetici örneği ile açıklamak isterim.Üretim ve satışlar iyi giderken, personelde,cihazlarda,devlette sorun yokken, doğal koşullar uygunken herkes bir fabrikayı yönetir, başarılı yönetici ise sorun çıktığında ,üretim durduğunda,yangın,deprem,grev, veya başka sorunlarda durumu çözebilen ,üretimi devam ettiren,personelini koruyup, duruma hakim olan kişidir.

 

 

 

İnsanın fiziksel ve ruhsal gelişimi daha sonrada hayatını sürdürmedeki sistematiği içinde annenin yeri herkesten daha büyük ve önemlidir, ana yapıyı, düzeni anne oluşturur.

 

 

 

Anneler bu kadar güçle kendilerini ezen bir erkek topluluğu yetiştiriken veya onları yetiştirirken kendilerine ihanet eden anneler yetiştiriken kendilerinemi ihanet ediyorlar veya kadınları ezerek sağlıksız nesil ve çocuklara vede eşlere sahip olan biz erkeler mi kendimize ihanet ediyoruz? Tavuk-yumurta?

 

(11-temmuz-2005 02.30)

 

 

İletişim

Büyükdere Cd. Defne Apt.
No:56 D:7 Mecidiyeköy
Şişli 34387
İSTANBUL  Türkiye
TEL : +90 212 234 00 00
GSM : +90 532 231 55 55